ŞEHİT ÖZEL HAREKAT POLİSİ AHMET ALP TAŞDEMİR’İN BABASI İBRAHİM AMCAYI ZİYARETİMİZ

“Siyonistlerle, kafirlerle, haçlılarla cihat ederken benim oğlum şehit oldu. Bundan şeref duyuyorum.” diyen Şehit Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir’in babası İbrahim amcayı ziyaret ettik.
Evladının şehit haberini aldı. Yüreği yandı. İçinde kor bir ateş vardı. Nefes alamıyordu. Ancak vakur duruşunu korudu ve Cuma Namazını kaldırmak için camiye gitti. “Rabbim, doğduğunda oğlumun doğumuyla bizi şereflendirmişti. Şehit oldu şehadetiyle bizi şereflendirdi…” şeklinde başlayan konuşmasıyla milletimizi gözyaşına boğdu, sabrına ve vakur duruşuna hayran herkesi hayran kıldı.
Oğlunun Cenaze Namazı’nı babası kıldırdı. Şehidin eşi Yeşim Taşdemir, cenaze töreninde büyük metanet gösterdi, “Dik durun, ezanı susturmadı, bayrağı indirmedi. Başınız dik olsun. Ağlamayın düşmanları sevindirmeyin” dedi. 1 yaşındaki kızı Esma’ya “Babanın düğününe geldik” dedi.
İbrahim amca bir gün oğlunu düşünürken “Madem Peygamber Efendimize salat-ü selamlarımız arz ediliyor, madem şehitlerimiz ölü değil, o halde şehitlerimize de selamlarımız mutlaka bildirilir” diye düşünerek, o günden sonra Peygamber Efendimize salat-ü selam okuduktan sonra şehit oğluna selam vermeye başladı. Oğlunun hüznüyle kavrulduğu bir gün, “Ah şehit oğlum, keşke Aleykümselam desen, keşke senin de bana selamın gelse” dedi kendi kendine. Bir gün Tire İHH Temsilcisi Sefer Yanık İbrahim amcayı arayarak bir mucizeyi anlattı; “6 Şubat Maraş depreminde birkaç arkadaşımla insanları enkazdan kurtarmaya gittik. Biz enkaz altından insanları kurtarmaya çalışırken, yanımıza üniformalı uzun boylu, güçlü kuvvetli 3 asker geldi. Olanca güçleri ile çalışıyorlar, enkazdaki betonları kolayca kaldırıp atıyorlardı. Elbiseleri tertemizdi. Biz yemek ve dinlenme molası verdiğimizde, onlar ne yemek yediler ne de mola verdiler. Sadece enkazdan insan çıkarmaya çalışıyorlardı. Canlı kurtarılan insanlara da, “Sabırlı olun. Bu başınıza gelen Allah’ın bir imtihanıdır. Allah’tan geldik, Allah’a gideceğiz. Sakın ha isyan etmeyin, şehadet getirin” gibi cümleler söyleyerek depremzedeleri teselli ediyorlardı. Bir ara askerlerden biri bana nereden geldiniz diye sordu. Ben de, İzmir’den geldik dedim. O da bana “Oralara şimdi bahar gelmiştir, yeşillenmiştir oralar” dedi. Ben de “Evet bizim oralara bu aylarda bahar geliyor güzel oluyor” dedim. “Oralara selam söyle” dedi. Ben de o askere, “Selamını Kime söyleyeyim?” dedim. “Sen selam söyle o kendisini bilir” dedi. Sonra o askerler yanımızdan kayboldu. Bir daha hiç görmedik. Sonra deprem bölgesinden döndüm. Benimle konuşan o nur yüzlü askeri bir türlü unutamadım. Bu askeri bir yerden tanıyordum ama kim olduğunu bir türlü çıkaramıyordum. Depremden 3 ay sonra, bir gün o askerin resmini, senin facebook sayfanda gördüm. “İşte buydu benimle konuşan asker” dedim. “Ve anladım ki o asker senin şehit oğlun Ahmet Alp Taşdemir imiş” dedi. İbrahim amca ağlamaya başladı ve “Elhamdülillah verdiğim selamların karşılığı geldi Elhamdülillah. Aleykümselam şehit oğlum. Aleykümselam şehit oğlum. Aleykümselam şehit oğlum” diyerek Allah’a şükretti…
İbrahim amca, Medine’de Peygamber Efendimizin kabrine yaklaşık 50 metre mesafede yere oturuyor. Dua ediyor. Dilinde sürekli zikir var. Bir an “Allah’ım, oğlumun gerçek bir şehit olduğunu bana bildir” diye dua ediyor. Ol deyince bütün olmazları olduran Rabb’imiz için bu zor bir şey değil ki diye düşünüyor… Başını dizine dayamış halde uykuya dalıyor. Uykusunda mahşer alanını görüyor. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, uzaktan çok kalabalık bir insan topluluğunun kendisine doğru geldiğini ve hep bir ağızdan bir şeyler söylediklerini duyuyor ama ne söylediklerini anlamıyor. Kalabalık yaklaştıkça, ses biraz daha anlaşılır oluyor. O kalabalık her bir ağızdan “Ahmet Alp ölmedi. Ahmet Alp ölmedi. Ahmet Alp ölmedi…” diye bağırıyorlardı. İbrahim amca o an uyanıyor ve dilinde “Onlar ölmediler, diridirler” ayetini buluyor. O an gözyaşları içinde Allah’a sığınıyor ve gösterdiği bu mucize için şükrediyor…





