15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ ANMA PROGRAMI

15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ ANMA PROGRAMI

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı’na katılarak, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle andık.

Başkanımız Ömer Dündar PEKACAR Anma Programı’nda yaptığı konuşmada;

“15 Temmuz 2016 gecesi tarihimizin çok önemli bir dönüm noktasını yaşadık. O gece ya yok olacaktık, ya var olacaktık. Ya hiç olacaktık, ya hep olacaktık. Ya haçlı ve Siyonist desteğiyle, adı feto olan bir terör örgütü tarafından işgal edilen ve bütün kaynakları peşkeş çekilecek bir devlete dönüşecektik, ya da daha bağımsız, daha güçlü, daha muktedir bir devlet olacaktık. Bizi ümmetin umudu kılan Rabb’ime binlerce kez şükürler olsun ki var olduk, hep olduk, daha bağımsız, daha güçlü, daha muktedir bir devlet olduk. Bunun bedeli olarak 251 kardeşimiz şehit, iki binden fazla kardeşimiz gazi oldu. Bu topraklar bir kez daha şehitlerimizin kanlarıyla, gazilerimizin uzuvlarıyla onurlandı. Allah onlardan binlerce kez razı olsun.

1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu’yu yurt edindiğimiz, Anadolu’yu İslamiyet ile şereflendirdiğimiz günden bu yana, bu topraklarda yaşamanın bedelini canımızla, kanımızla ödüyoruz. Bu yüzden vatanımızın her karış toprağı, şehitlerimizin kanları ile kutsanmıştır. Bu topraklar üzerinde okunan ezandan ve milletimizin İslamın sancaktarlığını yapmasından rahatsız olan dış mihraklar, tarih boyunca her fırsatta bize saldırdılar. Bunu bazen doğrudan yaptılar, bazen de içimizdeki hainler aracılığıyla dolaylı saldırdılar. Bu topraklara doğrudan saldırmanın bedelini en son Çanakkale ve İstiklal Harbi’nde çok acı yaşayan batılı güçler, son yüz yıldır bize içimizdeki hainler aracılığıyla saldırıyorlar. Cumhuriyetin ilk yıllarında aşiret ayaklanmaları ile başlayan çökertme planı, 1940’lı yılların sonlarında milli ekonominin ve savunma sanayinin gelişimini engellemek ve Türkiye’yi dışa bağımlı kılmak için Marshall Yardımları olarak kendini göstermiştir. Devamında, 27 Mayıs 1960’da, 12 Mart 1971’de, 12 Eylül 1980’de askeri darbeler ile yönetimi ele geçirdiler ve Türkiye her seferinde çağlar öncesine geriledi. 15 Temmuz gecesi de bunu yaşadık. İbadet kisvesi adı altında örgütlenerek, devleti ele geçirmeye çalışan feto terör örgütü, kanlı bir kalkışma başlattı. Ancak 15 Temmuz kalkışması salt bir feto darbe girişimi değildi. Böyle olduğunu düşünenler büyük bir yanılgı içerisindedirler. 15 Temmuz, 28 Şubat’ın, 27 Nisan e-muhtıra’sının, gezi olaylarının rövanşını almak isteyenlerin pazarladığı son işgal girişimiydi. Ancak hesaba katamadıkları bir şey vardı; söz konusu vatan, bayrak ve ezan olduğunda, ölümden korkmayan, ölümü En Sevgiliye kavuşma anı bilen bir millet vardı karşılarında. O gece sokağa çıkanların inancı, cesareti ve samimiyeti, tanklara, savaş uçaklarına, kurşunlara galip gelmiştir.

Peki neden güçlü bir Türkiye istemiyorlar? Çünkü yüzyıllardır savaşlarla ve entrikalarla böldükleri İslam ümmetini yeniden bir yapacak ve İslam Sancağı altında birleştirebilecek tek bir güç var; Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye’nin böyle bir güce sahip olduğunu umduğum veya böyle olmasını istediğim için bunu söylemiyorum. Bunu bizzat gördüğüm ve yaşadığım için söylüyorum. Geçen sene şehit ve gazi yakınlarımız ile beraber Kudüs’e gittik. Kudüs’te dünyanın bütün milletlerinden insanlar vardı ve bizi gören herkes boynumuza sarılarak, sizler bizim kardeşlerimizsiniz diyorlardı. Filistin’de bulunduğumuz 4 gün içinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’a binlerce kez selam aldık. Kudüs’te bulunuşumuzun üçüncü gününde, akşam namazı için Mescid-i Aksa’ya gittik. Namazdan sonra Kubbetüs Sahra’nın karşısına oturduk. Biraz sonra Bangladeşli olduğunu öğreneceğimiz bir amca geldi yanımıza, Türk müsünüz dedi, Elhamdülillah dedim, o da ellerini yüzüne götürerek Elhamdülillah dedi. Biz Bangladeşliler dua ederken önce Türkiye için sonra Bangladeş için dua ediyoruz dedi. Çok şaşırmıştık, neden önce kendi ülkeniz için değil de bizim ülkemiz için dua ediyorsunuz diye sorduğumda, gözyaşları içerisinde kalacağımız ve o ana kadar yaşamadığımız kadar büyük bir onur ve gururu bir arada yaşayacağımız bir cevap verdi. Dedi ki; eğer Bangladeş kaybederse sadece Bangladeş kaybeder ve sadece Bangladeşliler zarar görür ama Türkiye kaybederse, liderimiz Recep Tayyip ERDOĞAN kaybederse, ümmet kaybeder ve bütün Müslümanlar zarar görür. Siz bizim umudumuzsunuz, vatanınız vatanımız, lideriniz Recep Tayyip ERDOĞAN liderimizdir dedi. 8 bin kilometre uzaklığımızda bulunan ve 162 milyon nüfusa sahip bir ülke umut olarak bizi görüyor. Sadece Bagladeş mi? Hayır, onun gibi onlarca ülke var. İşte bu yüzden, Türkiye’nin 783 bin kilometrekare toprak parçasından ibaret kalmasını isteyen emperyal güçlerin sahnelediği bir kalkışmaydı 15 Temmuz.


15 Temmuz, bu topraklar üzerindeki işgal girişimlerinin bir daha asla başarıya ulaşamayacağının da sembolü ve kanıtı olmuştur. Ancak biliyoruz ki, 15 Temmuz ne ilk işgal girişimiydi, ne de son olacak. Bu topraklar üzerinde ezan okundukça, milletimiz İslamın sancaktarlığını yaptıkça, bizim için düşman da bitmeyecek, tehlike de. Bu yüzden, 15 Temmuz ruhunu daima diri tutmalıyız.
15 Temmuz’u bize kurtuluş destanı kılan şehit ve gazilerimize MİNNETTARIZ.

Darbeci generali alnından vurarak darbenin seyrini değiştiren Ömer Halisdemir’e,
Köprüde sorun büyük orayı almamız lazım diyerek vatandaşları köprüye yönlendiren ve oğluyla beraber şehadete eren Erol Olçok’a,
Burası Çanakkale’dir diyerek halka cesaret verdiği sırada şehit olan İlhan Varank’a,
Tankların ve askerlerin dışarı çıkmasını engellemeye çalışırken girdiği çatışmada şehit edilen Albay Sait Ertürk’e,
Köprüde polisin gitmeyin vurulursunuz uyarısına, “Ben giderim abi, öleceksek adam gibi ölelim” diyen Mehmet Ayaz’a,
Sağır ve dilsiz oluşunu vatan müdafaası için engel görmeyen şehidime, Erhan Dündar’a,
Köprüde askerlerin ateş açmasına rağmen tankın üzerine doğru koşan ve o esnada şehit edilen Sevgi Yeşilyurt’a,
Tankların altına yatan Metin Doğan’a, Sabri Ünal’a,
Darbecilerden ele geçirilen tankı 2 dakika içinde kullanmayı öğrenen ve tankı darbecilerin üstüne süren Mehmet Köse’ye,
Uçaklar kalkamasın diye tarlasındaki mahsulü yakarak uçakların kalkışını engelleyen Hicabi Bitik’e,
Darbe girişiminin en genç şehitleri, 15 yaşındaki Halil İbrahim Yıldırım’a, 16 yaşındaki Abdullah Tayyip Olçok’a, Engin Tilbaç’a,
“Halk korku içinde” diyerek haber yapan muhabire bağırarak “Yalan söyleme halkın korkusu yok halk burada” diyen kahramanlara,
Çocuklarım babasız da büyür ama vatansız büyüyemez diyerek cepheye koşan bütün yiğitlere MİNNETTARIZ.

Onlar namusumuzu çiğnetmediler, vatanımızı böldürtmediler, bayrağımızı indirtmediler, ezanımızı dindirtmediler.
ALLAH onlardan binlerce kez razı olsun. Allah 15 Temmuz ruhunu ebediyete kadar diri kılsın.
Başkomutanıma ve arkasında dağ gibi duran halk ordusuna selam olsun.”

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.